Diğer Terapiler

< >
  • Rife Frekans Terapisi

    Rife cihazı 1920’lerde Royal Raymond Rife adlı Amerikalı bir bilim adamı tarafından geliştirilmiştir. Her patojenin bir frekansı olduğu, hastalıkların patojenler nedeniyle olduğu ve patojenle aynı frekans verildiği zaman bu patojenlerin öleceği ve patojenin bozduğu hücre frekanslarının düzeleceği teorisi ile çalışmaktadır.

    Devamı
  • SCIO Quantum Biofeedback

    SCIO insanlarda sağlık sorunları ve enerji dengesizliklerini bulan ileri teknoloji bir tamamlayıcı tıp cihazıdır.
    SCIO vücuttaki virüsleri, allerjileri, besinlere hassasiyet ve eksikliklerini, vücudun biyolojik reaksiyonlarını ve titreşimlerini saptayarak ortaya çıkarır.

    Devamı
  • IMEDIS Biorezonans Terapisi

     IMEDIS Expert ileri teknoloji vücut tanılama ve terapi sistemi, elektro akupunktur yöntemiyle tanı ve terapi, bio-işlevsel tanılama, biorezonans terapi ve tıbbın diğer alanlarındaki en güncel başarıların bir sentezidir.

    Devamı

Homeopati Nedir?

Homeopatinin temeli, "benzer benzeri iyileştirir" ilkesine dayanır. Bir hastalık ancak hastanın şikayetlerine benzer belirtileri ortaya çıkaran madde ile tedavi edilir.
 
Homeopati 18. yüzyılın başlarında Alman doktor Samuel Hahnemann tarafından bulunan ve vücudun kendini doğal olarak iyileştirmesine yardım eden bir alternatif tedavi sistemidir.
 
Homeopati sözcük olarak yunanca; Homeos = benzer, Pathos = acı, ızdırap kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Sağlam kişide belli bulgular çıkaran bir madde, aynı bulgulara sahip hasta kişilerde iyileşme sağlar prensibinden hareket etmiştir.
 
Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre en sık kullanılan tamamlayıcı tıp yöntemidir. Avrupa’da halkın %50’den fazlası homeopatik tedavi görmekte, doktorların %50’den fazlası homeopatiyi diğer tedavi yöntemleri ile birlikte önermektedirler.
 
Homeopatide hastalık tanımı , bedenin, zihnin ve ruhun “bütün olarak” etkilenmesi, organizmanın tamamının dengesinin bozulmasıdır. Hastalığın sebebi bir organda meydana gelen bozukluk değil bütünün (bedenin yaşam enerjisinin, kendi iyileştirme gücünün) dengesinin bozulmasıdır. Bu yüzden homeopatide değişik organların bozulmasında değişik ilaçlar vermek yoktur, tam aksine bütün bozukluğu, dengesizliği ve insanın tamamını kapsayan bir ilaç kullanılır.
 
Bu tedavideki amaç, hastaya zarar vermeden, ılımlı ve güvenilir bir yolla hastalığı tümüyle ve kökten iyileştirmektir.
Klasik homeopati aşağıdaki temel ilkeler üzerine kuruludur;
 
Similia Similibus Currentur (benzer benzeri tedavi eder)
Bir ilaç sağlıklı kişiye verildiğinde hangi bulguları ortaya çıkarıyorsa, benzer bulguları olan kişi bu ilaçla tedavi edilir. Burada hayat gücü dışarıdan verilen ilacı ve ilacın aktivitesini algılayarak iyileştirme gücünü harekete geçirir.
 
Buna bir örnek verirsek: Uykusuzluk sorunu olan bir hasta düşünelim. Bunun yanında çok gergin ve sürekli bir şeyler düşünüyor; ve öyle sinirli, öyle gergin ki uzaktan gelen hafif bir ses bile onu rahatsız ediyor. Kahve, eğer çok sert ve bol miktarda içilirse bazı insanlarda böyle bir etki yaratabilir. Bu yüzden buna benzer semptomlara eşlik eden uykusuzluk, kahvenin homeopatik hazırlanmış bir şekli olan coffea ile tedavi edilebilir. Ya da arı soktuğunda ciltte pembe/kırmızı şişlik oluşur. Kaşınır ve soğuk uygulayınca rahatlar. Benzer bir deri döküntüsü oluşturan maddeden, yani arı zehrinden  hazırlanmış remedi apis verince şikayetleri düzelir.
 
İlaç bilgisi
 
Homeopati’de sadece etkileri bilimsel olarak denemiş ve kanıtlanmış ilaçlar kullanılmaktadır.İlaçların ortaya çıkarabileceği semptomların ayrıntılı şekilde araştırılması ‘ilaç denemeleri’ adı altında sağlıklı insanlarla yapılmaktadır.
 
Tek ilaç
 
Homeopatik ilaçların kanıt çalışmaları tek ilaç üzerinden yapılmaktadır. Eğer birden çok ilaç kullanımı söz konusu olursa, meydana gelen değişiklilerden hangi ilacın sorumlu olacağı bilinemez.Birden çok ilacın verilmesi birleşik toplam etkinin artacağını düşündürmemelidir. Birbirlerinin etkilerini engelleme durumları da sözkonusu olabilir.
 
Minimum Doz (dosis Minima)
 
Bu prensibe göre ila, iyileştirme gücünü harekete geçirebilecek ve beklenen değişikliği sağlayabilecek en küçük dozda verilir. Bu yaklaşım tedavinin hastayı yormadan ve nazikçe yapılmasını sağlar.